2006 yılında 30 yaşımda 15 aylık evliyken planlı ve isteyerek hamile kaldım. İlk aylar müthiş bir halsizlik ve uyku hali ve mide problemleriyle uğraştım. Annem hep; “Ne güzel geçiriyor hamileliğin, sen neden böylesin” diyordu sürekli. 4. aydan sonra herşey düzeldi bende rahatlamıştım. O zamanlar bir outlet alışveriş merkezinde mağaza müdürü olarak çalışıyordum ve çok ayakta kalıyordum. Oğlum olacağını öğrendiğim gün bebeğe mavi bir iç çamaşırı alıp başka bir hazırlığa girişmeniştim. Artık yaz gelmiş bende çok yorulmuştum  Çok yoğun bir iş gününden sonra ertesi gün gideceğimiz günü birlik gezi iptal olunca sinirden ağlama krizi tutmuş aynı anda da karnıma ağrı girmişti. İki gün bu ağrı beni bırakmadı…Elimi ayağını soğuksuya soktum, üşüttüm gaz sancısı düşüncesiyle doktora da gitmedim. Halbuki doktor her akşam arıyor ve bana gelmemi söylüyordu. 3.gece bu ağrının erken doğum sancısı olduğunu okuduğum bir kitaptan anladım ve sabah doktora gittiğimizde rahim ağzı boyumun çok kısaldığını ve kasılmalarım olduğunu söyledi. Üstelik ben daha 24. haftadaydım!

 

Doktorum beni hemen İstanbul’a Doç.Dr. Arda Lembet Hoca’ya yolladı. İki gün takipte kaldım. 3.gün kasılmalarımın dahada artmış ve bebeğin ayağı dogum  kanalına girince, “son şans bebeğin ayağını itip dikmeyi olmazsa bebeği alacağını” söyledi. Daha 24+5 günlüktük…

 

Korkulan olmamıştı ve sadece dikiş atılmıştı. Tam 59 gün ayaklarım havada tüm ihtiyaçlarımı yatarak sürekli kasılarak yatakta geçirdim. Diğer odalardan gelen doğum telefonlarına sevinç seslerine çok üzülüyor keşke benim oğlumda böyle planlı ve zamanında doğsa diyordum. 7 hafta daha benimle kaldı oğlum ve 31+5 de doğdu! 15 günlük bir yoğun bakım tedavisinden sonra 65.gün İzmit’e döndük. Birçok sağlık problemleri yaşadı oğlum ve tekrar hastaneye yatması gerekti, şükürler olsun ki o günleri atlattık.

 

Oğlum büyüyordu ve yaşım geçiyordu, artık ona kardeş istiyorduk. Fakat 3 yaşında oğlum nöbetler geçirince ve bunlarında erken doğumdan kaynaklandığını öğrenince yine beklemeye aldık. 2011  yılında oğlumun riskli yaşları geçmiş ve ilaç tedavisinde başarıya ulaşılmıştı. Bende tekrar anne omaya karar verdim. 2011 Ağustos ayında yine hamile kalmıştım. Bu arada oğlum anaokuluna başlamıştı. Birlikte evden çıkıyor ve eve geliyorduk. 17 km uzaktaki benim işyerime yakın okula gidiyordu. Bu durum beni çok yoruyordu.

 

22 Eylül, benim doğumgünümde yine o bildik ağrı ile uyandım. Belimde ve karnımdaki o ağrı…Doktora daha gitmemiş, 7.haftanın geçmesini beklemiştim. Çünkü çevrenme boş gebelik yaşayanlar çok olunca direk kalp atımını duyacağım zaman giderim diyordum kendi kendime.

Doktora gittiğimizde kesenin 5.5 haftaya gerilediğini ve  bebeğin kalp atımının durduğunu öğrendik. Maalesef bebeğini kaybetmiştim. 2 gün daha bekleyip emin olununca sonlandırıldı. Doktor bana bunun rahim ağzının açılmış olmasından kaynaklandığını söylemişti. Eşim bundan sonra bebek fikrine uzak baktı. Aradan 7 ay geçince ben bunu birkez daha denemek istediğimi, “3 sene sonra 40 yaşına gelince neden denemedik oğlumuzu yanlız bıraktık demeyelim” demiştim. Eşimde hep yine hastanede yatmamız gerekirse kim bakar bana ve oğluma endişesi vardı. Çünkü ilk gebelikte 60 gün eşim bakmıştı hastanede bana.

 

Haziran ayında ben yine hamileydim ve hemen işi bıraktım… Bu sefer 5. haftada Arda Bey’e gittik. Daha kese var ama bebek yoktu. Fakat benim o bildik ağrılarım yine başlamıştı… Vücudum bebeği yabancı bir cisim olarak görüyor ve atmak istiyordu… 7.haftada bebeği gördük ve 12.haftada bebeğin cinsiyetinin erkek olduğunu öğrendik.  Hunileşme vardı ve rahim ağzı boyum 3 cm. altına inmişti. Arda Bey dikiş gerektiğini ve istersek İzmit’te de yapılabileceğini söyledi. Hemen doktor arayışına girdik (neden bunu yaptığımızı hala anlamış değilim) sonra işlemi Arda Bey’in yapmasına karar verdik.  Araya bayram ve seminer haftası girdi. Ben evdeydim ve sürekli istirahat halindeydim. Sürekli gaz ve daha önceden bildiğim kasılmaları yaşıyordum. 15. haftanın sonunda Arda Bey’e acil olarak gittim ve rahim ağzı boyunun 1.5 cm’e indiğini ve hemen dikiş atılması gerektiğini söyledi… Dikişim atıldı.

 

İzmit’ten İstanbul’a kontrollerime hep arabada yatarak gidip geliyordum.  20.haftada; bebeğin dikişe dayandığını ve rahim ağzı boyunun “0” olduğunu öğrendik. “Bizler elimizden geleni yapacağız Allah büyük” dedi Arda Hocam ve böylece benim kalkmadan yatma serüvenim başlamış oldu. Herşeyi bir taraftan çalışan eşim üstlenmişti… Sabah oğlumu okul hazırlıyor, benim kahvaltımı veriyor, öğlen yemeğimi getiriyor, oğlumu okuldan alıyor ve ara öğünlerimi bile hazırlayıp sonra işe gidiyordu. Bir ay sonra kendiliğinden rahim ağzı boyum 1,5 cm’e çıkmıştı! Sürekli kasılma ve ağrı ile 28.hafta kontrolümde bebeğinin çift kalp atımı olduğunu farketti Arda Hoca ve aynı gün çocuk kardiyoloğuna yönlendirdi bizi. Şükürler olsun abisinde yaşadığımız kalp sorunu bebekte yoktu. Bu arada sürekli kasıldığım için ciğer geliştiriciler yapıldı. İzmit’te acil durumlar için doktorum olsa da genelde kendi kendimin doktoru oluyordum. Batma veya yanma hissettiğimde hemen idrar tahlili yaptırıyordum. Arda Bey’e gitmeden bir hafta önce, İzmit’teki doktora gidip tam kan, idrar, CRP ve TSH tahlillerimi yaptırıyordum. Fakat 20. haftadan sonra İzmit’teki doktorum CRP’ye bakmayı unutmuş, farkettiğimde 28.haftaydım ve CRP değerim 29 olmuştu. Yoğun antibiyotik tedavisi başladı bu sefer.

 

32+3 de kasılmalarım o gece çok sık ve fazlaydı. 30.haftadan sonra Endol de kesildi… Arda Bey Nidilat’ı sadece hastane ortamında ve şok tedavilerde kullanılması gerektiğini savunanlardandır. O sabah pembe renkli lekelenmem oldu, zaten kontrol günümüzdü. Eşim abattığımı düşünüyordu. Son durumum; dikiş kaymış ve açılma başlamıştı… Arda Hocam hastaneye yatmam gerektiğini ve her an  doğum olabileceğini söyledi. Büyük oğlumda pramatüre bebeğin ne kadar zor olduğunu bildiğim için Arda Bey’e tüm şansımı denemek istediğimi ve  durdurabildiği kadar durmasını istediğimi söyledim. Beni kanatsız bir melek olan Gül Telci Hocama yönlendirdi. 4 saatte bir alınan Nidilat ve serum tedavileriyle (bu arada crp hala yüksek ve ağızdan aldığım antibiyotik damardan verilmeye başladı) bebeğim 10 gün daha durdu. Kasılmalarım kesilmiş, karnım hiç olmadığı kadar rahat ve pamuk gibiydi. Biz arttık eve gideriz belki diye düşünürken sabah suyum geldi  ve tam 34.haftanın dolduğu gün oğlum Hasan Basri dünyaya geldi. Bu hastanedeki odamız tam bebek odasının yanındaydı. Kapımız da bebeklerin gösterildiği pecerenin bitişiğinde idi. Her yeni bebeğin sesini duyuyor  ve her sevince biz de ortak oluyorduk bu sefer! Tüm dualarım kabul olmuş, ilk gün oğlum yoğunbakıma girmemiş ve babası diğer bebekler gibi onu camın dışından yıkanışını seyretmişti. Sabah yoğun bakıma alındı yorulunca ve 7.gün hepberaber evimize döndük.

 

Bu zorlu süreçlerde önce Allah’a sığınmam sonra Arda Lembet Hocamın yerinde ve zamanında yaptığı müdahaleler sayesinde ben sağlıkla 2 oğluma pramatüre olsalarda kavuştum. Dileyen bekleyen şu an gebe olup gün sayan herkese kayıp yaşamadan yavrularına sağlıkla ve zamanında kucaklarına almalarını dilerim. Arda Hocam’a tekrar tekrar çok teşekkür ediyorum.

 

KADRİYE TAŞYÜREK BAYAR