Gestasyonel Diyabet

 Gestasyonel Diyabet

Gebelik ve diyabet birlikteliği taranması ve tedavi edilmesi gereken, anne ve fetus sağlığını etkileyen önemli klinik durumdur. Gestasyonel ve pregestasyonel olmak üzere iki ana başlıkta toplanabilir. Pregestasyonel diyabete tüm gebeliklerin %1’inde rastlanmaktadır. ACOG düşük risk kriterlerinin hepsini dolduran olgular dışında tüm gebelerin gestasyonel diyabet için taranmasını önermektedir. Düşük risk kriterleri; yirmi beş yaşın altında olunması, düşük riskli ırk ve etnik gruptan olunması, vücut kitle indeksinin 25’in altında olması, anormal glukoz toleransı öyküsü olmaması, daha önceki gebeliğinde gestasyonel diyabet öyküsü olmaması ve birinci derece akrabada diyabet varlığının olmamasıdır.

Diyabet varlığında konjenital anomali, düşük, intrauterin kayıp, preterm doğum, makrozomi, omuz distosisi ve travmatik doğum, neonatal hipoglisemi gelişme insidansı yükselmiştir. Maternal ve fetal komplikasyonların azaltılmasında kan şekerinin diyetle regülasyonu, egzersiz, hastanın eğitilmesi ve gerekiyorsa insülin ile tedavi rol almaktadır.

Gebelikte diğer endokrin disfonksiyonlar, otoimmun hastalıklar, hemoglobinopatiler, tromboembolik hastalıklar maternal ve fetal sonuçları etkileyebilecek diğer önemli klinik durumlardır. Tiroit disfonksiyonları üreme çağındaki kadınları etkileyen ve diyabetten sonra ikinci sırada yer alan endokrin hastalık grubudur. Hipertiroidi gebelerin %0.2’sini etkilemektedir ve bunların % 90-95’inden Graves hastalığı sorumludur.25 Tedavi edilmemiş hipertiroidi artmış maternal- perinatal mortalite ile ilişkilidir. Hipotiroidi ise gebelerin %1’ini etkiler. Toplum sağlığı açısından değerlendirildiğinde tiroit hormonlarının fetal beyin gelişiminde önemli rol aldığı unutulmamalıdır.

GEBELİK ŞEKERİ

Yeni sonuçlanan hiperglisemi ve kötü gebelik sonuçları (HAPO) adlı çalışmada klasik kriterlere girmeyen derecelerdeki şeker yüksekliklerinin dahi doğum ağırlığının yüksek olması, iri bebek, serum C peptit düzeylerinin % 90 üzerinde olması, artmış sezaryen oranı ve yeni doğanda hipoglisemiye neden olabileceği bildirilmiştir. Aynı zamanda artan şeker seviyeleri ile erken doğum, doğumda omuz takılması, preklampsi ve yeni doğan sarılığı açısından da yakın ilişki tespit edilmiştir. HAPO çalışmasında 75 gram ve 2 saatlik şeker yükleme testinde saptanan yeni değerlerin önemi özellikle eşik değerlerin klinik sonuçlara göre ilişkilendirilmiş olmasıdır.

75 g 2 saat şeker yükleme testi için belirlenen yeni eşik değerler:

Açlık: 92 mg /dl
1.saat 180 mg / dl
2.saat 153 mg /dl

Bu değerlerden sadece 1’inin yüksek çıkması gebelik şekeri açısından tanı koydurucudur. Bu tanı kriterleri alındığında toplumun %16’sında gebelik şekeri tespit edilirken, bu oran genel toplumdaki artan şişmanlık ve prediabet durumu da dikkate alınacak olursa, günümüzdeki genel toplumdaki oranlar ile uyum göstermektedir.

Yüksek riskli gebelerde (35 yaş üzerinde, geçmişinde gebelik şekeri olanlarda, iri bebek öyküsü olanlarda ve ailesinde şeker hastalığı öyküsü olanlarda) gebelik şekeri taraması gebelik başında yapılmalı , risk çıkmayan grupta test 24. haftada tekrarlanmalıdır. Bu çalışmalar sonucunda gebelikteki şeker taramasının 75 g glukoz yüklemesi sonrası 2 saatlik test ile yapılması gerektiği önerilmektedir.

Bunlar sonucunda gebelik şekeri tespit edilen hastalarda kan şekerlerinin sabah açlık , yemeklerden sonra 1 veya 2. saatte ve gece yakından takip edilmesi ile gebelik sonuçları iyileştirilmeye çalışılmalıdır. Önce uygulanacak profesyonel bir şekilde hazırlanmış diet ile açlık kan şekerleri 95 ve tokluk 2. saat şekerleri de 120 mg /dl altına çekilmeye çalışılmalıdır. Eğer kan şekerleri takiplerinde değerler bu değerlerin üzerinde bulunuyorsa insulin tedavisine geçilmelidir. Bu şekilde izlenen hastaların ancak %10-20’sinde insulin tedavisi gerekmektedir. Anneye verilen insulin bebeye geçmediği için insulin tedavisinin fetus üzerinde hiç bir zararlı etkisi yoktur.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir