Etkileri

ETKİLERİ

Preeklampsi, annenin vücudundaki damarlarda genel bir daralmaya (vazokonstrüksiyon), bundan dolayı da kan basıncının yükselmesine, karaciğer, böbrekler, beyin ve fetüsü barındıran rahim gibi organlara giden kan akımında azalmaya neden olur. Fetüsü besleyen kan akımında azalma, fetüste gelişme geriliğine, amniyon sıvısının azalmasına veya bebeğin eşinin (plasentanın) vaktinden önce rahim duvarından ayrılmasına yol açar. Anne sağlığını korumak için (preeklampsinin bilinen tek tedavisi doğum olduğu için) vaktinden evvel doğum yaptırılması nedeniyle oluşan prematürite de bebeğin sağlığını ciddi olarak etkiler.

Annenin kan damarlarında preeklampsinin meydana getirdiği değişiklikler, kanın kılcal damarlardan dokulara “kaçak” yaparak ödem oluşmasına ve yine böbrek damarlarından olan kaçak nedeniyle proteinin idrara geçmesine neden olur. Kısaca preeklampsi belirtilerinin altında yatan temel sorun damar değişikliğidir.

Nadiren, preeklampsi hastalarında, epilepsi (sara hastalığı) nöbetlerine benzer nöbetler (konvülsiyonlar) görülür ki bu durum “Eklampsi” olarak adlandırılmaktadır. Bu nöbetler anne ve fetüs sağlığını oldukça tehdit edici olması sebebiyle ciddi preeklampsi hastalarına (şiddetli veya geçmeyen başağrısı, görmede bulanıklık, sinek uçuşmaları veya nokta görme şeklinde problemler, üst karın bölgesinde yoğun ağrı gibi şikayetlerin varlığında) nöbetleri önleme amaçlı magnezyum tedavisi verilir. Preeklamptik hastaların yaklaşık %20’sinde de HELLP Sendromu denilen klinik tablo gelişir.

Bu durum Hemoliz ( kan kırmızı hücreleri veya alyuvarların parçalanması) , karaciğer enzimlerinde artış ve trombosit( kan pulcuklarının)sayısında azalma ile karakterize, anne ve fetüs sağlığını yine ciddi tehlikeye sokan bir durumdur.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir