Fetal Monitorizasyon

FETAL MONİTORİZASYON

Hamileliğin son zamanlarında ve doğum eylemi sırasında anne karnındaki bebeğin sağlığı büyük önem taşır. Hamilelikte ve özellikle ilerleyen gebelik haftalarında ortaya çıkabilecek tansiyon (gebelik toxemisi), şeker hastalığı, rahim içinde gelişme geriliği olan düşük kilolu bebekler, erken doğum ve anne karnında suyun az olduğu durumlarda ve bebeğin anne karnında dışkısını yaptığı durumlarda bebeğin anne karnında yeteri kadar oksijenlendiğinden emin olunmalıdır. Doğumdan veya yukarıdaki durumların etkinden kaynaklanan her türlü bebeğe yansıyacak stres hali yakından değerlendirilmeli ve doğum eylemi çok yakından izlenmelidir.

Bu dönemi yakın takibi sağlayan pek çok teknolojik yöntem olmasına rağmen, elde edilen bulgular bazen yetersiz kalabilir. En son yöntem olan fetal monitorizasyon sistemiyle anne karnındaki bebeklerin sağlık halinin değerlendirilmesi veya takip edilmesi artık daha kolay. Bu yöntemle amaç bebeklerin rahim içinde yeterli oksijene sahip olduklarını göstermek ve “hipoksi” veya “asfiksi” olarak adlandırılan yetersiz oksijenlenmeyi erkenden saptayıp bebek üzerindeki yakın ve uzak dönem riskleri en aza indirgemek. Hipoksi veya asfiksi olarak adlandırılan yetersiz oksijenlenmenin erken ve geç dönem çok dramatik etkileri vardır. Bunlar yeni doğan dönemindeki kasılmalar, önemli beyin patolojileri ve hasarından , ileri dönem zeka geriliği, düşük okul ve sosyal performanstan, cerebral palsye kadar değişen bir yelpazeyi kapsarlar.

 

Eksternal (dışarıdan) ve İnternal (içeriden) Monitorizasyon olmak üzere iki türlü bebek sağlığı takip sistemi vardır. Dışarıdan izlem ile bebek kalp hareketleri ve rahmin kasılması (doğum ağrıları) ancak dolaylı olarak, yani dışarıdan annenin karnına yerleştirilen cihazlar ile takip edilebilir. Bu yöntemin alternatifi farklı aşamalardan oluşan İnternal izlem veya doğrudan doğum izlem ve takip yöntemidir.

 

Yüksek Riskli Gebelikler

Doğum öncesi annede veya bebekte varolan bazı hastalıklar ile, doğum sırasında ortaya çıkabilecek bazı problemler anne ve bebek için önemli riskler taşır. Bu tarz gebelikler yüksek riskli gebelikler olarak adlandırılır. Özellikle bu tip gebeliklerde anne adayının takibi çok daha büyük önem taşır. Annenin şeker, kan, böbrek, tiroit, enfeksiyon hastalıkları, yüksek tansiyon, anne karnındaki bebeğin gelişme geriliği, erken doğum veya su kesesinin erkenden açılması veya bebek çevresindeki amniyon sıvısının yeterli miktarda olmaması, vajinal kanama ve gün aşımı gibi durumlar risk grubundadır.

Gebelik süresince ve doğum eylemi boyunca bebeklerin sağlık halinin takibi tüm hastalarda önem taşısa da, artan risk nedeniyle yüksek riskli gebelikler kapsamındaki hastaların takibi ve doğumu ayrı bir özellik taşır. Söz konusu hamileler, bu konuda ihtisaslaşmış ve deneyim sahibi olan merkezlerde izlenmelidirler.

 

Sistem Nasıl Çalışıyor?

Doğrudan izlem yöntemlerinde, rahmin ağzı doğum sırasında belirli bir açıklığa ulaştıktan sonra, bebeğin başına çok küçük bir elektrod takılarak, bebekten gelen kalp sinyalleri birebir, çok net ve sağlıklı olarak değerlendirilir. Direkt bebek sağlığı izlem yöntemleri arasında dünyada son yıllarda “Fetal Pulse Oksimetre” (bebek oksijen ölçümü) yöntemi kullanılıyor. Bu yöntemle bebeğin cildine yapıştırılan bir algılayıcı sayesinde doğum boyunca bebeğin aldığı oksijen miktarını tahmin etmek mümkün hale geliyor. Böylece klasik yöntemlerle bebek kalp hareketlerinin ve sağlık halinin net olarak değerlendirilemediği durumlarda, bu ölçüm ile bebeğin rahim içindeki sağlık hali ve oksijenlenmesi tespit ediliyor.

Bu tespit sayesinde de hızlıca doğuma geçilebiliyor. Zaten bu yöntemin en büyük yararı da bu. Çünkü klasik yöntemlerle bebeğin streste olduğu sanılarak doğuma geçilen durumların yaklaşık % 40-%60’ında, bebeğin durumunun aslında sanıldığı kadar kötü olmadığı, gereksiz yere müdahale yapıldığı görülüyor. Metot bu yanılgıyı ortadan kaldırıyor.

 

Ağrının Şiddeti

Direkt izlem yönteminin bir başka özelliği de, doğum eylemi sırasında rahim ağzı açıldıktan sonra özel bir bağlantı yardımıyla rahim içerisinde oluşan basıncın ölçülmesine ve rahim içine sıvı verilmesine olanak tanıması. Özellikle doğum eyleminde suni sancı verilen durumlarda, klasik yöntemlerle doğum ağrılarının  gerçekte oluşan gücü konusunda yorum yapmak imkansızdır. Zira ağrılar bu yöntemlerde hastanın karnına bağlı cihazlarla dolaylı olarak izlenmektedir.

Doğrudan izlem yönteminde ise ağrı şiddeti sayısal olarak büyük bir netlikle ölçülebilir. Alınan bu bilgiler eşliğinde, suni sancı verilmesi, doğum eyleminin takip ve planında en uygun ilaç dozlarının seçilmesi ve anormal doğum süreçlerinin erkenden saptanması mümkün olur.

Rahim içine sıvı verilmesi yönteminin gösterilmiş en büyük yararı ise bebek çevresinde amniyon sıvısının yeterli olmadığı durumlarda ve göbek kordonu sıkışması göstergeleri olan bebeklerde, verilen sıvı ile bu bulguların tamamen düzeltilebilmesidir. Ayrıca, anne karnına dışkısını yapan bebeklerde, verilen sıvı ile bebeklerin dışkısını yutmaları ve buna bağlı ortaya çıkabilecek sorunlar da engellenir.

 

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir