CİNSEL İSTEKSİZLİK NEDİR ?

Cinsel isteksizlik kişinin bireysel ve eşli cinsel etkinliklerinde (cinsel içerikli rüyalar, cinsel fanteziler, mastürbasyon ve  erotik-pornografîk materyallere olan tepkilerde değerlendirilerek) istek duymaması veya çok seyrek istek duymasıdır. Cinsel arzu işitsel, görsel, kokusal, dokunsal, tatsal algılar sonucunda uyarılabilir. Aslında bedeni sağlıklı olan ve herhangi bir hormonal problemi olmayan her insanda cinsel istek ve arzular bulunmaktadır. Her bireyin cinsel istek sıklığı, cinsel gereksinimleri farklıdır.  Günde bir kereden fazla cinsel istek duymak da, haftada bir kez istek duymak da cinsel istek yelpazesi içinde tamamen normaldir.

Cinsel istek, en temel içgüdülerimizden birisi ve hatta en karmaşığıdır. Sinir sisteminin birçok bölümü ve hormonlar cinsel istek üzerinde rol oynar. Cinsel isteğin olması hem kadında, hem erkekte bazı faktörlere bağlıdır. Bunlar biyolojik içgüdü, yeterli özgüven, kişinin kendini çekici bulması, yeterli benlik saygısı, çekici bulunan bir partnerin varlığı ve partnerle cinsellik dışındaki alanlarda da iyi ilişkidir. Bu alanların herhangi birinde sorun olması cinsel isteğin azalması ile sonuçlanabilir.

Aynı zamanda toplumsal ve kültürel değerlerden, karmaşık psikolojik süreçlerden de etkilenir. Cinsel istek bireyin yaşamının farklı dönemlerinde değişiklikler gösterebilir. Kişinin yaşamındaki olumlu veya olumsuz değişiklikler cinsel isteği etkiler. Mesela okul, iş değişikliği, mezuniyet, iş kaybı, iflas veya ciddi zorluklar cinsel isteği azaltabilir. Yine taşınma, göç, ev veya şehir değişikliği cinsel istekte olumsuz etkilere yol açabilir. Ayrıca şiddete maruz kalmak, evlenme, boşanma, çocuk sahibi olma, sevilen bir yakının hastalığı veya ölümü cinsel isteği azaltır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün ve cinsel fonksiyon bozukluğuyla uğraşan derneklerin söylemi son derece açıktır. Altı aylık bir süreyle cinsel fonksiyon bozukluğu yaşayanlar, doktora başvurmalıdırlar. Hatta bu süreyi iki aya kadar düşürme eğilimi var. Yani, iki aylık sürekli sebat eden bir cinsel fonksiyon bozukluğu(Cinsel isteksizlik) yaşanıyorsa, mutlaka hekime başvurulmalı ve tedavi seçeneklerinin geniş bir yelpazede olduğu bilinmeli. Ve tıbbın hastanın emrine sunduğu bu tedavi seçeneklerinden mutlaka yararlanılmalıdır.

Cinsel isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Cinsel isteksizlik toplumun % 20’sinde görülen bir cinsel işlev problemidir. Kadınların yaklaşık % 33’ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir.

Cinsel isteksizlik oranları yaşa bağlı olarak artmaktadır; 18-24 yaşları arasındaki kadınların % 32’si cinsel istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda % 29.5 ve 35-39 yaş grubunda % 37.6’dır.

 

CİNSEL İSTEKSİZLİK DURUMLARI

Primer Cinsel İsteksizlik: Cinsel istek durumunun ergenlik döneminden itibaren olmaması.

Sekonder Cinsel İsteksizlik: Önceden cinsel istek sorunu olmayan bir kişide daha sonra ortaya çıkan cinsel istek sorunu şeklindedir.

Bazen de cinsel istek azlığı kişilerde yoğun iş hayatı, stres gibi nedenlere bağlı olarak “dönemsel” olarak da görülebilmektedir.

Sanıldığından daha yaygın olarak görülen cinsel isteksizlik günlük yaşamın hızlı temposu ve yaşamın diğer alanlarındaki sorunlar, cinselliğin gündemimizde işgal ettiği yeri azaltmaktadır. Eşlerin ilişkilerindeki sorunlar, birbirlerine karşı cinsel ilgilerini, isteklerini olumsuz etkileyebilir, ikili ilişkilerde çözümlenemeyen çatışma alanları, sonuca bağlanmayan tartışmalar, tekrarlanan anlamsız kavgalar, birçok kişinin cinsel ilgisini azaltır. Cinsel yaşamdaki sorunlar, doyumsuzluklar, hayal kırıklıkları da doğrudan cinsel isteği yok edebilir. Cinsellikle ilgili konular eşler arasında da rahatlıkla konuşulamaz. Bu yüzden bazen çok ufak aksaklıklar, cinsel yaşamda büyük sorunlara yol açabilir. Eşlerden birinin temizlik kurallarına uymaması, cinsel ilişkinin yeri, zamanı, süresi gibi konuşarak kolayca çözümlenebilecek sorunlar yıllarca sürebilir. Cinsel işlev bozuklukları, cinsel deneyimlerde sürekli hayal kırıklığı yarattığı için, bir süre sonra iki tarafın da cinsel isteksizliğine neden olabilir.
CİNSEL İSTEKSİZLİK NEDENLERİ

Cinsel isteksizlikte fiziksel ve psikolojik faktörler yer almaktadır. Cinsel isteksizliğin % 1’i Organik, % 99’u psikolojik nedenlere bağlıdır.

Fiziksel Faktörler

Yaşlanma ve menopoz

İlaçlar (doğum kontrol hapları, kortizon vb)

Alkolizm

Böbrek, karaciğer ve kalp yetmezliği

Tiroit hastalıkları (hipotiroidi)

Kronik hastalıklar (Şeker hastalığı ve Yüksek tansiyon gibi)

Nörolojik problemler (Multipl skleroz, Parkinson gibi)

Ameliyatla rahimin alınması

İlişkide ağrı hissetme (disparoni)

 

Psikolojik Faktörler

Stres

Kişiler arası ilişkilerdeki sorunlar

Evlilik sorunları (Özellikle eşe karşı gizli öfke, kırgınlık, dargınlıklar)

Beden şekli ile ilgili kaygılar

Anksiyete (İçsel sıkıntılar)

Gizli eşcinsellik

Geçmişte yaşanan taciz,t ecavüzler ve cinsel istismarlar

Depresyon.

Uzun süreli ilişkilerin en büyük sorunlarından biri olan cinsel isteksizliğin birçok nedeni olabilir. Önemli olan bu nedenleri bulmak ve sorunu çok geç olmadan ortadan kaldırmaktır.

 

CİNSEL İSTEKSİZLİK ÇÖZÜMLERİ

Çiftlerin birbirleri hakkında konuşabilmeleri, cinsel doyumlarıyla ilgili olumlu bir dille yorumlar yapabilmeleri ve cinsel hazlarını artırmak için kabul edilebilir taleplerini ifade edebilmeleri çok önemlidir. İletişimde kullanılan dil çok önemlidir, çünkü insanlar cinsellikle ilgili çok çabuk incinirler. Cinsellikte dolaylı iletişim kullanılır, cinsel sınırların aşılmaması gerekir. Çiftler, birbirlerinin isteklerine ve cinselliği ne şekilde yaşamak istediklerine saygı göstermeli, birinin istediği cinsel eylem diğerine uymayabilir, önemli olan cinsel eylemde ortaklaşabilmektedir. Zorlama, isteksizliğe neden olur, cinsellik sırasında kırıcı ve aşağılayıcı tutum isteği azaltır. Basit kırgınlık, dargınlık, anlaşmazlık ve kavgalardan, aldatma gibi ciddi sorunlara kadar pek çok sorun cinselliği etkiliyor. Bunların başında aldatma gelir, aldatmanın yarattığı etki cinsel sorunlarda çok önemli. Sık görülen nedenlerden biri de bir başka cinsel problem sonrası cinsel ilişkiden kaçınmadır. Bunlar erkeklerde sertleşme sorunu, ağır erken boşalma, kadınlarda uyarılmama, ıslanmama ve vajinismus olabilir.

 

Her şeyden önce iletişim sağlanmalı, yanlış cinsel inanışlardan uzak durulmalı. Cinselliği cinsel birleşmeden ibaret görme, cinsel ilişkiyi başarılı olmak zorunda kalınan bir sınav gibi algılama, orgazm olmayı aşırı önemseme yanlış inanışların en sık rastlananlarıdır. Sevgi ve aşk dolu bir ilişki için birbirini anlama, olumlu bir iletişim şekli, birbirlerinin isteğini artıracak ve saygı duyacak tutumlar ve cinsellik ile ilgili tabulardan uzak durmak mutlu bir cinsellikte etkili rol oynuyor.

 

Kişinin cinsel işlev bozukluğunu çözmek için yapacağı ilk şey “cinsel sorunu” olduğunu kabullenmektir. Partnerler karşılıklı olarak konuşabilmeli, yargılayıcı- suçlayıcı olmaktan kaçınmalıdır. Cinsel problem bir kişiye bağlı olabilir ancak iki kişiyi etkiler; bu nedenden dolayı ortak bir sorun olarak ele alınmalıdır. Eğer cinsel isteksizlik ilişkideki anlaşmazlıktan, çatışmalardan kaynaklanıyorsa birlikte çözüm yolları aranmalıdır. Bireysel çabalar sonuç vermiyorsa ve tıbbi bir duruma bağlıysa konunun uzmanına, psikolojik sorunlara bağlıysa bir psikiyatriste ya da cinsel terapiste başvurulmalıdır.

 

CİNSEL İSTEKSİZLİK TEDAVİSİ

Tedavi; ayrıntılı ve sağlam bir şekilde nedenlerin anlaşılması üzerine kurulmalıdır. Yani isteğin azalmasına ya da ilişki sırasında ağrıya sebep olan herhangi bir hormonal, ürolojik ya da jinekolojik faktör varsa bunların değerlendirilip uygun şekilde uzmanınca tedavi edilmesi gerekir. Hormonal kökenli bir cinsel istek azlığı varsa, eksik hormonu yerine koymakla çoğu kez başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Psikojenik nedenli cinsel istek bozukluğu varsa, konusunda eğitim görmüş uzmanın yapacağı psikoterapiye çoğu kez olumlu yanıt verir.

 

Cinsel işlev bozukluklarının hepsinde olduğu gibi cinsel istek azlığı da çiftin ortak yaşadığı bir problemdir dolayısı ile çiftin tedaviye birlikte katılması son derece önemlidir. Terapi iki kişinin katılımıyla gerçekleşir. Terapide partnerin eşlik etmesi, destekleyici bir tutum içerisinde olması tedavinin başarısında çok büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte çocukluk döneminde hatta sonrasında yaşanmış bir travma, taciz ya da istismar varsa tedavinin sağlıklı ilerleyebilmesi için ilk önce bireysel tedavi uygulanması gerekebilir.

 

Cinsel istek bozukluklarında tedaviye başlamadan önce bir jinekolog tarafından basit bir jinekolojik muayene yapılması önemlidir. Aslında tüm cinsel sorunlarda öncelikle bir jinekolojik değerlendirmenin önemi büyüktür. Jinekolojik muayene sırasında kadının cinsel hazzını etkileyebilecek fiziksel nedenler araştırılır. Cinsel ilişkide ağrıya (disparoni) neden olabilecek durumlar (vajinit,  batın ameliyatlarına bağlı gelişen yapışıklıklar) değerlendirilir. Hastanın varsa kronik rahatsızlıkları, nörolojik problemleri, kullandığı ilaçlar dikkate alınır.

Daha sonra herhangi bir problem görülmeyen ve cinsel isteksizlik problemi psikolojik nedenlere bağlı olduğu düşünülen hastalara cinsel terapi uygulanır.

 

SIKÇA SORULAN SORULAR

Antidepresanların, cinsel isteği azalttığı doğru mu?

Serotonin içeren antidepresanları kullanan kişilerin üçte biri, çoğunlukla sekste düşüşe geçerler. Bir başka ortak yan etki de, orgazm olmada zorlanmadır. Fakat eğer böyle bir sorunla karsı karşıyaysanız, sakın doktorunuza danışmadan ilacı bırakmaya kalkmayın. İlk iş olarak partnerinizle konuşun çünkü çoğu insan antidepresanın yan etkilerini bilmez ve düz mantıkla giderek, bu tip ilaçlar kullanan birinin daha mutlu ve dolayısıyla yatakta da daha istekli olması gerektiğini düşünür. Dolayısıyla birlikte olduğunuz kişi, isteksizliğinizin kendisinden kaynaklandığı gibi yanlış bir fikre kapılabilir. Bu yüzden ona durumu anlatın ve sorunu aşıp cinsel hayatınızı eski heyecanına kavuşturmak için mutlaka birlikte çaba gösterin.

 

Doğum kontrol haplarının cinsel isteksizlik yapması doğru mudur?

Bu tamamen hapın içerdiği hormonlarla ilgili bir konu. Mesela testesteron yani erkeklik hormonu libidoyu harekete geçirir ve cinsel isteği artırır. Bazı doğum kontrol hapları kandaki testesteron miktarını düşürdüğü için uzun dönem kullanıldığında cinsel isteksizlik yapabilir. Ayrıca doğum kontrol hapı bir süre depresif duygulara da neden olabilir. Bu da sizin cinsel yaşamınızı etkiler. Bu tür durumlarda en iyisi jinekoloğunuzla görüşmeniz. Eğer isterseniz ve doktorunuz uygun görürse, farklı bir korunma yöntemine de geçebilirsiniz.

 

Afrodizyaklar cinsel isteği artırma konusunda gerçekten işe yarıyor mu?

Afrodizyak olarak önerilen pek çok yiyecek var ama bunların cinsel isteği artırması biraz da psikolojik sebeplerden kaynaklanıyor. Yani asıl mesele, kişinin o besini alınca daha iyi bir performans göstereceğine inanıp inanmaması. Bunların denenmesinde bir sorun olmaz çünkü zaten bunların hiçbiri başka açılardan zararlı ya da lezzetsiz besinler değildir. (istiridye, çikolata, havyar vb.)

 

Düzenli egzersiz yapmanın daha aktif bir cinsel hayata katkısı olur mu?

Kesinlikle evet. Çünkü spor yaparken vücut, kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan endorfin salgılar ve bu olumlu duygular da cinsel hayatımıza yansır. Ayrıca düzenli egzersiz vücudumuzun forma girmesini sağlayacağı için kendimizi çok daha güzel ve seksi hisseder, dolayısıyla sekse daha istekli hale geliriz.