Serebral Palsi

SEREBRAL PALSİ
Erken Doğuma Bağlı Serebral Palsy Engellenebilir Mi ?
Genel olarak santral sinir sisteminin pek çok farklı nedenlere bağlı hasarlanması sonucu oluşan kronik ilerleyici olmayan engelleyici durumları (gelişimsel olarak hareket ve postürün etkilenmesi, aktivitede limitasyon ) serebral palsy olarak adlandırılmaktadır. Serebral palsy canlı doğumların 1.6 / 1000′ inde görülebilir. Serebral palsynin yarısı zamanında yani termde doğan bebeklerde görülür. Erken doğan bebeklerde görülme sıklığı çok daha fazla olup gebelik haftası düştükçe risk artmaktadır.

 

Çok düşük doğum ağırlığı ( < 1500 g) olan bebeklerde bu oran % 4-8 arasındadır. 34 haftanın altında doğan çocuklar tüm yeni vakaların % 25 inden sorumludur. Çocukluk dönemindeki motor bozukluğa en sık neden olan hastalık olan serebral palsynin aile ve toplum üzerindeki ekonomik yükü de oldukça çoktur.

 

1996’dan beri yapılan bazı gözlemsel çalışmalarda, erken doğum ve gebelik toxemisi için kullanılan  magnezium sülfatın düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde serebral palsyi azalttığı gösterilmiştir. Daha sonraki çalışmaların hepsi bunu desteklemese bile, yakın zamanda yapılmış olan geniş çaplı sistemik bir derleme ( Doyle , Cochrane Database 2009 ), magnezium sülfatın serebral palsy ve erken çocukluktaki gros motor fonksiyon bozukluğunu azalttığını göstermiştir.
Magnezium hangi şartlarda nasıl verilmelidir ?
Şuan bu tedavi yöntemi çok yeni olduğu için ancak bu konudaki üst düzey eğitime ve tecrübeye sahip merkezlerce uygulanmalıdır. Zira serebral palsynin azaltılmasında kullanılacak magnezium, ağızdan alınacak bir formulasyon olmayıp, hastane koşullarında; örneğin herhangi bir nedenle erken doğum eyleminin ön görüldüğü hastalarda, hastaların hayati bulgularının yakından izlendiği şartlarda, farklı doz protokolleri dahilinde uygulanabilecek tedavi şemalarını içermektedir.

Tahmin ve Tedavi Programımız

TAHMİN VE TEDAVİ PROGRAMIMIZ
Bizlerin Femical Klinik’de “Erken doğumu tahmin, tedavi ve korunma” programı altında başlattığımız program ile özellikle erken doğum eylemi için risk taşıyan gebeleri tanımlamak önemli olmaktadır.

 

Özellikle tekrarlayan erken doğum, rahim içinde veya ciddi vajinal enfeksiyon saptanan grup ve su kesesinin erkenden açılması  (erken membran rüptürü ) öyküsü olan hastalar, çoğul gebelikler, tüp bebek yöntemleri sonrası oluşan gebelikler ile anne karnında fetusların sayılarının azaltıldığı hasta grubu (üçüz,dördüz) bizim üzerinde erken doğum için yoğunlaştığımız grubu oluşturmaktadır. Bu hasta grubunda gebelik başında ve hatta öncesinde başladığımız takip protokolünde, hastaya bireysel riskin değerlendirildiği periyodik ve sık izlem yöntemini uygulamaktayız. Bu aşamada hastalar davranışsal ,demografik (yaş, doğum sayısı, önceki gebelik hikayesi, sigara vb.), beslenme, mevcut gebelik ve biyofizik (rahim ağzı açıklığı ve ultrasonografik bulgular) özelliklerine göre gruplandırılıp değerlendirilmektedir.

 

Bu yöntemler ve izlem içinde vajinal ve rahim içi enfeksiyon taraması, biyolojik sıvılar (rahim ağzından fetal fibronektin, IGFBP-1 tayini), ve anne kanında var olan bir takım biyokimyasal belirteçlerin taranması (AFP,CRH) ve ölçümü servikal ultrasonografi yönteminin daha yaygın olarak kullanılması, hasta eğitimi ve bilgilendirmesi gibi pek çok parametreden yola çıkılmaktadır.

 

17 yaşın altı ve 35 yaş üstü erken doğum için riskli olan gruptur. Şu an itibariyle erken doğumun tüm nedenleri bilinmemektedir. Yüksek risk taşımayan hastalar da erken doğum yapabilirler. Ancak önceki gebeliklerin erken doğumla sonlanmaması ve gebelik izlemi boyunca tetkik , inceleme ve genel sağlık halinin iyi gittiği durumda bu risk çok daha aşağı çekilmektedir.

Önlem ve Tahmin

ÖNLEM VE TAHMİN
Risk faktörlerinin ve nedenlerin optimize edilmesi ile ( Anne kilosunun ve yaşının ideal aralıkta tutulması, çalışma şartlarının ideal olması, iki gebelik arası geçen sürenin 1 yıl üzerinde olması, sigara ve diğer kötü alışkanlıklardan uzaklaşılması ve olası erken doğum eyleminin öncü belirtilerinin(bel-kasık ağrısı, vajinal akıntı miktarında artış, su gelmesi, vajinal kanama) hasta tarafından erken fark edilmesi ve doktora başvurulması önemlidir.

 

Erken doğumu önceden tahmin edilebilir mi? Hangi yöntemler kullanılabilir?
Erken doğumun önceden tahmin edilip saptanması zordur. Bunun başlıca nedeni erken doğumun ilk bulgu ve belirtilerinin  normal gebeliklerde de görülebilmesi ve bu nedenle hastaların şikayetlerinin bir kısmının  yeterince iyi değerlendirilememesinden kaynaklanmaktadır.

 

Rahim ağzı (serviks) açıklığının muayene ile değerlendirilmesi, hastanın ağrılarının sıklığı ve süresi, ultrasonografik yöntemler ve biyokimyasal belirteçler erken doğum tahmininde kullanılan yöntemler arasındadır. Bunlarla hem erken doğumun  klinik bulguları ortaya çıkmadan önceki risk gruplu hastalar saptanbilir hem de erken doğum eylemi ile başvuran hastaların tanısı ve değerlendirmesi mümkün olmaktadır.

Neden ve Risk Faktörleri

NEDEN VE RİSK FAKTÖRLERİ
Rahim içi ve dışı enfeksiyonlar, çoğul gebelikler, amniyon mayiinin fazla olması, rahmin yapısal anormallikleri, rahim iç tabakası (desidua) içine kanamalar, genetik faktörler, doğumu başlatan fizyolojik mekanizmaların erkenden tetiklenmesi erken doğumun başlıca nedenleri arasında sayılabilir.

 

ERKEN DOĞUMU TETİKLEYEN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR ?

 

Anne yaşının 17 nin altında veya 35 ‘in üzerinde olması, önceki doğumun erken doğum ile sonlanması, vajinal kanama, stres, düşük sosyoekonomik durum, sigara ve diğer kötü alışkanlıklar, anne ağırlığının düşüklüğü, çalışma şartlarının aşırı ağır olması ve gebeliğe eşlik eden iyi kontrol edilmemiş sistemik hastalıklar ( diyabet, kalp, böbrek ve tiroid hastalıkları vb..)

Erken Doğum

ERKEN DOĞUM
NE ZAMAN ERKEN DOĞUMDAN BAHSEDİLİR VE SIKLIĞI NEDİR?
Normal gebelik süreci 37-42 hafta arasındadır.Doğumun ister ağrıların başlaması veya suyun gelmesi isterse de başka bir nedenle 37.gebelik haftasından önce gerçekleşmesi erken doğum olarak adlandırılır. Toplumdaki sıklığı %10-12 arasındadır, ancak erken doğum için yüksek risk oluşturan hasta gruplarında bu oran çok daha yükselmektedir.

 

ERKEN DOĞUMUN ÖNEMİ NEDİR ?
Anne karnındaki bebek ve yenidoğan (ilk 28 gün) dönemindeki tüm ölümlerin %80’i erken doğumlardan kaynaklanmaktadır. Yaşayan bebeklerin yakın dönemde karşı karşıya olduğu risklerden en önemlileri arasında yenidoğanın solunum problemleri, beyin içi kanamalar, yenidoğan retinopatisi (körlük), zeka ve motor fonksiyon bozuklukları ve  bağrırsak problemleri sayılabilir. Çok düşük ağırlıklı (750 g) altındaki bebeklerin yaşama şansları günümüz modern tıp imkanlarıyla sağlanabilse de bu grup bebeklerin bir kısmında ileride düşük okul başarısı, görsel motor fonksiyon bozuklukları ve çeşitli sosyal uyum bozukluklarının ortaya çıkabildiği bilinmelidir.